Türk Felsefesi, Şiiri, Edebiyatı

Pir Sultan Abdal

Koca basli koca kadi
Sende hiç din iman var mi
Harami helali yedi
Sende hiç din iman var mi

Fet verir yalan yulan
Domuz gibi dagi dolan
Sirtina vururum palan
Senin gibi hayvan var mi

Iman eder amel etmez
Hakk'in buyruguna gitmez
Kadilar yas yere yatmaz
Hiç böyle bir seytan var mi

Mevlana

Nazım Hikmet Ran

Bir tanem!

Son mektubunda :

"Başım sızlıyor

               yüreğim sersem!"

                                   diyorsun.

"Seni asarlarsa

               seni kaybedersem;"

                                   diyorsun;

                                         "yaşıyamam!"

Yaşarsın karıcığım,

kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda;

yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı

en fazla bir yıl sürer

                      yirminci asırlılarda

                                        ölüm acısı.

Ölüm

bir ipte sallanan bir ölü.

Bu ölüme bir türlü

                      razı olmuyor gönlüm.

Fakat

emin ol ki sevgili;

zavallı bir çingenenin

                 kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli

                                            geçirecekse eğer

                                                 ipi boğazıma,

mavi gözlerimde korkuyu görmek için

                                    boşuna bakacaklar

                                                        Nâzıma!

Ben,

alacakaranlığında son sabahımın

dostlarımı ve seni göreceğim,

ve yalnız

yarı kalmış bir şarkının acısını

                                 toprağa götüreceğim...

Karım benim!

İyi yürekli,

altın renkli,

gözleri baldan tatlı arım benim;

ne diye yazdım sana

                        istendiğini idamımın,

daha dâva ilk adımında

ve bir şalgam gibi koparmıyorlar

                                 kellesini adamın.

Haydi bunlara boş ver.

Bunlar uzak bir ihtimal.

Paran varsa eğer

            bana fanile bir don al,

tuttu bacağımın siyatik ağrısı.

Ve unutma ki

daima iyi şeyler düşünmeli

                        bir mahpusun karısı.

Dadaloğlu

Her sabah, her sabah seyran gezerken
Iras geldim selvi boylu fidana
Top top olmuş kirpikleri bölünmüş
Hoş benzettim samur kaşlar kemana

Al yanağın elmas m'ola kar m'ola
Capraz vurmuş düğmeleri dar m'ola
Acep mislin şu cihanda var m'ola
İnsem gitsem Hindistan'a Yemen'e

Eliftir kirpiği İra'dır kaşı
Bu güzellik sana Mevla bağışı
Arasam cihanda bulunmaz eşi
Hiç mislin gelmemiş devr-i zamana

Dadaloğlum der de, hûbların hası
Ferhat'ın Şirin'i Mecnun Leyla'sı
Aklım eğlencesi gönlüm yaylasi
Bir yel esti başımdaki dumana

Karacaoğlan

Ala gözlerini sevdiğim dilber
Göster cemalini görmeye geldim
Şeftalini derde derman dediler
Gerçek mi sevdiğim sormaya geldim

Gündüz hayallerim gece düşlerim
Uyandıkça ağlamaya başlarım
Sevdiğim üstünde uçan kuşların
Tutup kanatların kırmaya geldim

Senin aşkların gülmez dediler
Ağlayıp yaşını silmez dediler
Seni bir kez saran ölmez dediler
Gerçek mi efendim sormaya geldim

Senin işin yiyip içmek dediler
Yaren ile konup göçmek dediler
Göğsün cennet koynun uçmak dediler
Hak nasip ederse görmeye geldim

Mail oldum senin ince beline
Canım kurban olsun tatlı diline
Aşık olup senin hüsnün bağına
Kırmızı güllerin dermeye geldim

Karac'oğlan der ki işin doğrusu
Gokte melek yerde huma yavrusu
Söyleyim ben sana sözün doğrusu
Soyunup koynuna girmeye geldim


15 Apr 15:06

dadaloğlu karacaoğlan pir sultan abdal mevlana nazım hikmet ran türk şiiri türk edebiyatı türk felsefesi


Yorum ve Önerileriniz