Bütün gün Edith Piaf dinleyip, karamelli mocha içmek istiyorum. Artık canımı sıkacak bişey de kalmadı, heyecanlandırmıyor da hiçbirşey... Birisi öldüğünde üzülemiyorum bile, şimdiye kadar da kaybedecek bişeyim olmadığından esaslı bir şekilde üzülmedim. Ama sevinmedim de...
İnsan ilişkilerinde taktiksel, taraflı ve yüzeysel davranmak zorunda kalmaktan da bıktım. Karşındakinin düşüncelerini anlayınca uygun taktiksel davranışı ve konuşmayı sergileyerek onu etkileyebiliyorsun. Bunun için ilk önce karşındakini iyi analiz etmen daha sonrasında da onun için uygun davranışı bulman ve niyahet bu bulduğun uygun davranışı, uygun biçimde karşına aktarman. Bu kadar! İnsanlarla iletişim prosesi de bu şekilde. Ama bazen 1. adımı yaratmak için uygun ortamı doğal olmayan bi yoldan hazırlamak gerekiyor.
Örneğin, basit olarak, bir kızın yanına gidersin, ondan hoşlandığını söylersin, (onun için yeni bi proses başlamıştır burada), o da sana bi yanıt verir (haraketsel, sözsel, düşünsel, taktiksel) bu cevaba karşılık bi cevap verirsin (son sözü söyleyen, kavgayı kazanmış demektir.). Diyalogu da yazalım.
E: Merhaba.
K: Merhaba.
E: Senden hoşlandığımı düşünüyorum.
K: Hmm. Güzel, ama ben işlerin benim için öyle olduğunu düşünmüyorum.
E: Anladım, yine de, seninle tanışmak güzeldi.
K: Teşekkür ederim.
E: Ben, Teşekkür ederim.
Bitti! bak ne kadar mutluyuz. İşte biz bu E: Merhaba satırından önce Erkeğin operasyonunun sonucunun pozitif çıkması için yaptığı işlemlere Ayak diyoruz :) E: Senden hoşlandığımı düşünüyorum. dan sonrası ise Kızın yaptığı naz, cilve, işve, saçmalık, salaklık, olgunluk v.b. gibi adlandırılabilir. Duruma göre değişir.
Kısaca ayak, kadın, erkek üçgeninden bahsettikten sonra :) şundan bahsetmek istiyorum. Neden böyle olması gerekiyor ki? kadın-erkek değil bütün insan ilişkileri böyle mi yürümek zorunda. Çoğu şeyin cevabının evet, hayır olmasını kabullenmek çok mu zor ki?
Eleman: Mehmet, haftasonu buluşuyor muyuz?
Mehmet: Hayır!
Adam: Ateşin var mı?
Mehmet: Yok!
Mehmet: Sen bana aşk şarkıları çalan, gül kokuları getiren, ılık rüzgarlar gibi...
Bayan: :S
Mehmet: :D
Mehmet: Senden hoşlanıyorum.
Bayan: Bu bir soru değil!
Cem Karaca: Bedava yaşıyoruz bedava, hava bedava, su bedava...
Mehmet: Peki, fikirlerini öğrenebilirmiyim?
Zeynep: uhhmmm.. Okuldayız, okulda olmaz!
Mehmet: Sen duygusal bi insansın, geçmişi düşünüp üzülüp seviniyorsun, ben mantıksal bi insanım, önümdeki güzel günler için sevinip, onsuz geçecek günler için üzülüyorum. Değiştir kendini, duygusal bakmayıp, mantıksal yaklaşsan?
Erkan: Kafam çok karışık :S
Mehmet: Bir insan salaksa salaktır oğlum, o yüzden de 2 seçeneğin var, ya salak olmayacaksın yada sonsuza kadar salak olacaksın.
(tabii kimse yok burada, herkes kaçmış, ya da ben göremiyorum)
Gülizar: eee?
Mehmet: ne eee?
Ben sana aldırmadan, bütün kızlar salaktır, bütün kaplumbağalar yavaştır, bütün solaklar solaktır, bütün ejderhalar çinde yaşar gibi ortaya saçma tezler atarım. Bazen de, neden namaz kılıyorsun, neden makyaj yapıyorsun, neden sol elle yazıyorsun, neden tuvalete toplu şekilde gidiyorsunuz, nasılsın.. gibi saçma sorular sorduğumda da cevap veriliyor. :D bütün bunlar için bir tane mantıklı cevap var, geri kalan hepsi saçma olacak.. o bir tane mantıklı cevabı bulan birisiyle çok fazla karşılaşmadım. Ama bütün bunlar için bir tane daha cevap var ki, belki kazanmıyorsun ama sahadan beraberlikle ayrılırken, taraftarın seni alkışlıyor :) "Ha siktir, sanane lan, boşver" bak ne güzel.. ben seni umursamıyorum saçma soru soruyorum sende beni umursamıyorsun saçma cevap veriyorsun. :)
13 Apr 06:42
edith piaf mocha sıkıntı saçma sapan